@UcNokTa-voyant
sarhoşum, çünkü baykuş gözüne değdi etim, makus talih diye bir bilet aldımsa da artık sarhoşluğumdur benim iffethim…
@UcNokTa-voyant
sarhoşum, çünkü baykuş gözüne değdi etim, makus talih diye bir bilet aldımsa da artık sarhoşluğumdur benim iffethim…
Bir kaleydoskopa sığan sıvı görüntüler, bir çığlığı kurutup çiğneyen bir döllenme hali, iç dünyaları söküp alan burkuk kalp düzeyleri, kavrulmuş rüya dekorları, kaleydoskopu salladıkça işlenen cinayetlerin akışkanlığı…
…bilir misin sasa saat başı yoktu ve ilk güneşti etimizi yiyen, narkoz sandık oluşumuzu ve yokuşu tuttuk iki kelam bir kervan ile, soyu bilinç tuttuk nefesimiz her yere güneşte bıçak idi; bir anatomi çıkardık serbestliğimize prova kağıtlarından, evet, çiğnedik etimizi işlemek için onu güneş esmerliğinden sonra…
…İki çift lafım var Yorgo, narsist bir savaşçı değilim, ayaklarım bir menzil alıyor cebimde, sarı ve ekşi bir tütün kokusuna yenik gömleğim, ısırganlar tutuyor gönlümü, bileklerimden belki kapına çiviliyim, bir işkence ayinini gözlerimde büyütmekten geliyorum, kurbağa derilerini ruhuma elbise yapmaktan…
…bir villa kapısı sanki hafızam, eleğin en ince deliğini tutuyor elinde, bazen tırtıl kusmuğu bir papyon giymeliyim, beni en çok ne kül ederse işte onu seçmeliyim, ama hiç yoksa çöldeki kum tanesi kadar çoktan seçmeliyim, bir çay kaşığına sığan pirinç tanesi kadar değil, terbezlerim geniş, her şeyi kelebek sırtından ben bilmeliyim…
…baygın bakışlı bir balıkçıldı yürüyen havuzum, içi nar tanesi cümlelerle dolu, bir kılıç vardı gagasında, suya deyince gaga bir kalemi oldu…
bir pilli bebek sayılmaz aslanağzı, göz kırpar cenderede ölümü beklerken kuru, zoraki bir hışım beklenir mi derisi soyulmuş bedenden, bir asri başka türlü tercüme ediyor şimdi köz ateş ten…
…çatı gözlü bir kuş zannederdi kendini beyaz, beyazın çölü kurtlu bir göz, parmak ucunda kalkar ayağa, ölümü sürükler peşinden, köz; yangın yerinde makyöz…
akorlu bir merdiven çalı biçiyor kör mendiller arasından, aziz fransis’in burnu sızlıyor, feri sönmüş burlesk hal, bir tavan yapıyor hırlı şarap damağından
Hangi kuşanmışlığa indinse ey, gözüm sendedir, bir içim suyu çöllerin, derin mi derin bir hışmın, bir de hiç bir sözlükte geçmeyen canım kederin, hangi aşınmışlığa tercümansa belitlerin, ben hazırım kendini yok eden silah olmaya ey…
…benim kara közü kalbin yuvasına bırakan, lezzet mi istiyorsun “mal a propos”; bu ezgi korsan emziren şehvet, elim elma istiyor mayhoş bir kalça beliriyor elimde, kutsal hazine; karanın dudakları sonra hep bizi konuşuyor; kadehimiz bir çıkmış şarabın buğulu koynundan, benim sana aklın mayhoş kıkırdağını veren, nümayiş, alabora; seninleyim, ama sen bilmiyorsun, baksana haşhaş turmuş gölgene…
...bir yama yaptım, ek diktim kör aynanın zeminine; ikiye ayrılan bir yol açıldı önüme, doğru yanlış testi veya iyi kötü, galebe çaldı bilinmezliğin çadırı, bela...
...papatya ağızlı bir karaltı gelip saplandı elmacık kemiklerime, sordum bir besi mi benden aldığın yok dedi bir his, bir etki...